FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Archive for the ‘ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN’ Category

İSPANYOL MEYHANESİNDE BİR KADIN

Kararmış,
Tahta masamızda bir şişe şarap.
Gecelerden bir gece, bezginiz.
Üstelik adamakıllı sarhoşuz,
Ellerin ellerimde.

İspanyol Meyhanesi’nde bir kadın
Çığlık çıglığa şarkı söylüyor.
Belli yıkılmış bir kadın
Hayli çirkin, hayli geçkin; ağlamaklı.

Zayıf, incecik elli
İncecik elli,
Kalın dudaklı.
Sesi
Bir tokat gibi patlıyor
Kulaklarımızda.
Yüzümüz al al oluyor.
İçimiz hüzün dolu, kahır dolu
Gözlerimiz kanlı.

Yeter, yeter
Öleceksek ölelim.
Haydi vur kendini şaraba,
Kedere ve aşka vur.

Daha içelim hey,
Daha içelim hey hey.

Daha içelim hey,
Daha içelim.

İspanyol Meyhanesi’nde bir gece,
Seninle, seninle başbaşayız.
Üstelik sarhoşuz adamakıllı.
Daha içelim, daha içelim.

İspanyol meyhanesi’nde öldüğümüzü
Kimse bilmesin.
Hey garson
Bütün hesaplar benden bu gece.
Sen de iç, sen de iç.
Kapat kapıları,
Kapat, kapat, kapat
Yabancı gelmesin.
İspanyol meyhanesi’nde öldüğümüzü
Kimse bilmesin.

Ölelim, ölelim artık.
Bitsin bu delicesine koşu,
Bitsin bu koşu.

Yeter, yeter
Öleceksek ölelim.
Haydi vur kendini şaraba,
Kedere ve aşka vur.

Daha içelim hey,
Daha içelim hey hey.

İçelim, içelim, içelim, içelim.

Reklamlar

SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR

III.MEKTUP

Gelme diyecektim, geldin. İyi ettin geldiğine. Neredeyiz? Bir şehir yanıyor,
dikkat et. Tutuşabiliriz. işte ilk ateş gözlerine düştü, sonra dudaklarına,
saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. Yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz.
Aranmakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. Yinede memnunum. İyi ettin
geldiğine. Taş olup kalmaktansa, ağaç olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini.
öpüşmeye susadım. Tırnak uçlarından öpmeye başlayacağım seni.
Titreme, yanıyorsun.
Koluma yat, sağ erkek koluma, güçlü erkek koluma. Dağılsın saçların, bırak.
Nasıl olsa onları da öpeceğim tutam tutam. kulak memelerini, gür kaşlarını
dudaklarını da öpeceğim. Dolgun dudaklarını seven, gözlerini, artık yaşamıyoruz.
Belki de yaşamak bu, bizim bilmediğimiz.
Öyleyse yeni yeni başlıyoruz yaşamalara, derin nefes almalara, o ölümsüz olmalara.
Bir ekşi elma ısırıyordum, dişlerim kamaşıyordu omuz başlarını gördükçe ve
biraz sen oluyordum sevdikçe, sevildikçe.
diyordun, inadına yakıyordum. Yalvarıyordun, çıldırıyordum.
Hiç ağlamadın. Ağlasan ne değişecekti. Ama ağlamadın işte yükseldin, yüceleştin.
Tanrılaştın bir yerde. Öyle güzeldin anlatılmaz.
Anlımdan ter boşanıyordu, saçlarım yapış yapış olmuştu. Yüz merdiven inip
yüz merdiven çıkıyordum bir dakikada. Derin bir kuyudan su çekiyordum.
Bir mağara ağazından sana sesleniyordum.
Karanlıklar içinde birbirimizi aydınlatıyorduk.
Sağır bir zamandı yaşadığımız. Sağır ve merhametsiz. Kör bir geceydi
yumruklayan kapıyı, kör ve dilsiz.
Artık hiç sönmeyecektik biliyorum….

Ümit Yaşar Oğuzcan

SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR 2

II. MEKTUP

Aramak… Ömür boyunca aramak…
Yalnız seni aramak… Paslı teneke kutularda, küf kokan
dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde,
sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak.
Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya.
Belki de ayni sokakta evlerimiz, sabahları
beni görüyorsun işime giderken.
Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı…
Beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını…

Hiç gel demiyeceğim sana. Aramak neredeyse
ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor?
Yok yok birden karşıma çıkma.
Kaç, saklan. Seni aramak istiyorum.

Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara.
Rüzgârların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da
geldim, yine kaç. Başını al, açıl denizlere.
Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana
götürmeli seni, dilediğin yere demir atmalı.
Ben küçük bir balıkçı kayığı ile
peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya !

Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar
aramalı insan ama ne aradığını bilmeli.
Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları
üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli.
Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip
kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı.
Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli.
Buzlar kırılmalı ayaklarının altında,
üstüne kar yağmalı.

Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni.
Ayaklarını Afrika’dan getirip bir kâğıt üzerine
yapıştırmalıyım, saçların Sibirya’da bir mabudun
gözleri olmalı, ellerin İtalya’da bir heykelin elleri.
Bulsam da seni parça parça bulmalıyım.

Yine de bir yerin eksik kalmalı.
Yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım.
Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR

I.MEKTUP

Geceydi… Bütün insanların çırılçıplak olduğu bir zamandı.
Onları düşünüyordum; gümüş tepsilerdeki kristal kadehlerden zamanı yudumlayan insanları düşünüyordum. İrili ufaklı aynaların karşısında enseleri bembeyaz kadınlar boyanıyordu. Uzun uzun parmakları vardı kadınların. Öpülmeye alışmış olgun dudakları vardı. Kocaman kocamandı kalçaları. O kadınları düşünüyordum. Bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. Geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. Karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. Koşuyordu. Koşmak kurtuluş değildi belki, ama bir ümitti. Koşmalıydı. Oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri. Avına güvenle, şehvetle yaklaşıyordu. Yeni bilenmiş, sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri, bütün dileği et ve kandı. İstese geyiğe hemen yetişebilirdi, ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu, bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu. Ben seni düşünüyordum. Çünkü geceydi. Sevişme zamanıydı insanların. Yalnızdım. Beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. Kapılar tüylü, yumuşak battaniyelere benziyordu. Ben seni düşünüyordum. Kim bilir ne güzeldin soyunduğun zaman? Nasıl kadındın? Nasıl öpüşürdün kim bilir? Nasıl kadın kadın kokardı her yerin? Tutup avuçlarıma sığdırıyorum seni, gözlerime, dudaklarıma sığdırıyorum. Sensiz kahrolmak vardı. Seninle yaşamak vardı doludizgin. Seninle her gece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. Odalara sığmamak vardı. Bir sel gibi taşmak vardı gecelerden. Elimi uzatsam tutabilirdim seni. Öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti. Belki de uzaktan günlerce koşsam yetişemezdim sana. Zamana kokun sinmişti. Tuttum resmini indirdim duvardan. Duvar ağlamaya başladı.

Etiket Bulutu