FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Archive for Mayıs, 2011

56.Eurovision Galibi 1.Azerbaycan Ell & Nikki Running

http://www.dailymotion.com/embed/video/xipn3a?theme=none&wmode=transparent
56.Eurovision Galibi 1.Azerbaycan Ell & Nikki… REFERANDUMA_EVET

Reklamlar

Götür beni gitdigin yere

Bu aşk böyle bitemez
Bırakma terketme beni
Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür beni gitdigin yere

Sensiz ben nefes alamam
Buralarda hic duramam
Tek başına yalnız kalamam
Senin kokunu özlerim
Hep yollarını gözlerim
Götür beni gitdiğin yere

Aşkındır beni yaşatan
Beni hayata bağlayan
Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür beni gittiğin yere

Sensiz ben nefes almam
Buralarda hiç duramam
Tek başıma yalnız kalamam
Senin kokunu özlerim
Hep yolarını gözlerim
Götür beni gittiğin yere

Yonca Lodi – Aldım Başımı Gidiyorum

(Yolumu Bulurum TMC)

Her kelime yalan, her yürek vefasız
Can üzgün perişan, can suskun kararsız
Çek git diyor şeytan, git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman sanma ki,
Ağlayıp sızlarlar ardından

Ben bu dünyadan
Dosttan, düşmandan
Aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla, sevaplarımla
Aldım başımı gidiyorum

Gitgide yüreğime, ince bir sızı girse
Gizli bir ateş beni yaksa da gidiyorum

Ben bu hayattan,
Aşktan, sevdadan
Aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla, sevaplarımla
Aldım başımı gidiyorum

Her duygu yıpranmış, her bakış anlamsız
Can bıkmış usanmış, can çökmüş zamansız
Çek git diyor şeytan, git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman
Sanma Ki bir kal diyen çıkar ardından

3 Mayıs Türkçülük Bayramı

3 Mayıs 1944 sabahı Türkiye’de eşi görülmemiş bir olay başkent Ankara’nın Ulus Meydanı’nda gerçekleşti. Neden eşi görülmemiş diyoruz? Türkiye’de hiç mi gösteri yürüyüşü yapılmamış? Elbette ki yapılmış fakat kişi veya kurumların organize etmesi sonucu yapılmış. 3 Mayıs’ın ise organizatörü yoktur.

Büyük Türkçü Nihâl Atsız’ın devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na hitaben Orhun Dergisi’nin Nisan/1944′de yayınlanan 16. sayısında yazdığı ikinci açık mektupta “vatan haini” diye tasvir ettiği komünist Sabahattin Ali, Atsız Ata’yı dava ediyor. Davanın 26 Nisan 1944 tarihinde görülen ilk celsesi bir hayli olaylı geçiyor ve memleket genelinde büyük yankı uyandırıyor. İkinci celse ise 3 Mayıs 1944 günü Ankara’da görülecek. Atsız Ata bir gün önceden trenle Ankara’ya gidiyor fakat tek Ankara yolcusu O değil. Hiçbir organizasyon olmadan Türkiye’nin dört bir yanından bu davayı duyan Türkçü gençler kendi imkanları ile Ankara’ya hareket ediyorlar. Amaçları, 1938 yılında Ulu Başbuğ Atatürk’ün Uçmak’a varması ile birlikte sönmeye yüz tutan Türkçülük ateşini yeniden canlandırarak yürekleri ısıtan Büyük Türkçü Nihâl Atsız’a komünizm ile mücadelesinde destek olmak.

Atsız Ata bir gün önceden Ankara’ya geliyor ve bir grup Türkçü genç kendisini tren istasyonunda karşılayarak bir otele yerleştiriyorlar. Atsız Ata o gece hiç uyumuyor, tan ağarıncaya kadar yanındaki Türkçü gençlerle sohbet ediyor. Sabah adliyeye gitmek üzere yanındaki gençlerle birlikte otelden çıkıp Ulus’a doğru ilerlerken bir de ne görsün? Ankara sallanıyor! Hiç kimse tarafından çağrılmayıp, kendi kendilerine, birbirlerinden habersiz bir şekilde Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkarak, Büyük Türkçü Nihâl Atsız’ın zor gününde yanında olmak için Ankara’ya gelen binlerce Türkçü genç birkaç koldan Ulus Meydanı’na yürüyorlar… “CANIMIZ ATSIZ’A FEDA OLSUN!” haykırışlarıyla yer gök inliyor. Ortada komünistlerden eser yok.

Atsız bir siyasetçi midir? Parti genel başkanı mıdır?.. Değil. Atsız bir lise edebiyat öğretmeniydi sadece… Bir aylık emeğinin karşılığında aldığı üç kuruş maaşla evine ekmek götüren bir devlet memuruydu. Üstelik bir ay önce devrin Milli Eğitim Bakanı, komünist Hasan Ali Yücel tarafından açığa alınmıştı. İşsizdi. Parası yoktu. Herşeyin siyasî güç ve paraya bağlantılı olduğu bir devirde, Türk gençliği, cebinde parası olmayan bir edebiyat öğretmeni için Türkiye’yi salladı 3 Mayıs 1944 sabahı. Çünkü O, “Türk’e Türklüğünü öğreten” idi. Bozkurtları O’nun ardından yürüdüler. Aradan yıllar geçti. 3 Mayıs’ın isimsiz kahramanları bu dünyadan çoktan göçüp gittiler. Onların yerini yeni nesiller aldı. Aynı inanç, aynı kuvvet ve yüreklerde yanan aynı sönmez ateşle… 3 Mayıs 1944 ruhu, o günü var eden Nihâl Atsız’ın isteği doğrultusunda her senenin 3 Mayıs’ını, “3 Mayıs Türkçüler Günü” olarak kutlamakla yaşatılıyor. 3 Mayıs Türkçüler Günü, Türk Irkı’na kutlu olsun!

Etiket Bulutu