FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Posts tagged ‘Yol’

GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM

Bir Mendil Aldım Dereden
Yolum Geçmez Yar Buradan
Bin Bir Derdim Var Yaradan
Güzel Seni Çok Özledim
Üç Ay Oldu Yol Gözlerim
Hakikattir Bu Sözlerim
Bahar Çiçek Açar Dalda
Ömür Geçer Hep Bu Yolda
Benim Gönlüm Değil Malda
Güzel Seni Çok Özledim
Üç Ay Oldu Yol Gözlerim
Hakikattir Bu Sözlerim
Selam Gelir Mektub İle
Mektup Değil Bu Bir Sille
Sever İsen Beni Dinle
Güzel Seni Çok Özledim
Üç Ay Oldu Yol Gözlerim
Hakikattir Bu Sözlerim

BEN GÖÇÜYORUM DİLARA

BEN GÖÇÜYORUM DİLARA
Bu deniz deli,bu sandal kırık
Ve ellerim kan-ter içinde artık
Bütün ışıklara sırtımı döndüm,
Bütün ışıklardan kaçtım
Ben bir garip adamım Dilara,
Kör-kütük karanlıklara aşık…

Beni,üç odalı bir mahzene koymuşlar,
Kapılar kapatıyorum,kapılar açıyorum
Aşka susadığımda-bir ömür boyu-
Tenhalarda yıllanmış kanımı içiyorum
Bunu,ben seçiyorum!
Kimse bilmiyor Dilara,
Kapılar kilitli,
Ben göçüyorum,
Ben göçüyorum…

Ben,bu şehre bulutlarla girdim
Geceydi,siyahtı,kanım yağmıyordu,böyle değildi
İşte,beni terkettiler,atımı ürküttüler
Gümüş tepsilerde şiirler getirdiler
Cebim yoktu Dilara,param yoktu
Beni bitirdiler,
Beni bitirdiler…

Gelecek,biliyorum
At değil,bulut değil,kuş değil,
Biliyorum,beyaz değil
Bir şey gelecek
Bir şey gelecek,ben gideceğim
Kimse ağlamayacak Dilara,
Hiçkimse gülmeyecek
Bir boşluk,varlıksız,varlıksız ve kıyassız.
Ben,bütün şairlere dokundum,geçtim
Bütün şairlere,prenslere,bütün kurbağalara
Bütün kahramanları ben öldürdüm Dilara,
Ben öldürdüm sandılar.
Ben gideceğim,şairler doğacak,
Değnekler kırılacak
Bir şiirin en kanatlı yerinde,
Bir şey gelecek
Ya da bir şey gelmeyecek,
Ben gideceğim…

Say ki,bir uzun yol treni olsun zaman
Rastgele inilmiş bir bozkır istasyonu..
Bir yanlış adres olsun,bir yanlış adres,ömrüm
Öyle yalnız,yabancı ve gölgesiz.
Trenler geçer ya,geçmez değil,
Bağrımdan geçer trenler,
Biletim geçmez…
Beni,baştan aldattılar Dilara,
Beni unuttular,
Beni unuttular…

HAZİN GÖÇ

HAZİN GÖÇ
Metin Tokdemir’in anısına…

Bir hikmeti vardır,sual olunmaz
Yiğidin ölümü zamansız olur
İçim yanar,lakin karşı gelinmez
Azrail sorgusuz,amansız olur..
Gün çekilir,gece döner
Yıldız yanar,içim yanar
Bir sitemim var feleğe
Söylesem el-alem kınar

Hikayen gözümde öyle tüter ki,
Kahrolaydım,bir göreydim yeter ki
Metin Abi’m gider,artık kim der ki,
“Kelkit’in dağları dumansız olur”…
Dağlar dumandan geçilmez
Karlar kalkmaz,yol açılmaz
Hasret yaktı da bağrımı,
Kırık kanatla uçulmaz…

Sen derdin ki,”unutmak tükenmektir”
Ben diyeyim,”imanından dönmektir”
Hakkı yüceltenin dini gerçektir
“Ahde vefasızlar imansız olur”…
Aman yollar,eğri yollar
Doğru muydu geçen yıllar?
Hem tükettik,hem tükendik
Garip işler,garip haller…

Yüreğimi sardım bir al bayrağa
Ayaz değdi dalımdaki yaprağa
Bir yiğidi elleriyle toprağa
Verenlerin derdi dermansız olur..
Yağmur,hor görme korkumu
Felek dağıttı çarkımı
Dilimi kana döndürdü
Ağıt eyledi türkümü…

Metin Abi’m,neden hiç gün görmedik?
Şu dünyanın sefasını sürmedik
Bir yüce dağ mıydık,hiç yeşermedik
Karlı dağlar çayır-çimensiz olur..
Gölge düşer,ay dolanır
Bir yel eser,su bulanır
Neden bizi dost ve düşman,
Hazin öykülerle tanır?….
Dünyaya sebepli geldim,amenna
Bayrağını teslim aldım,amenna
Ben seni öz abim bildim,amenna
Sevdanın soylusu gümansız olur
Say ki dünyada yalnızım
Ne bir oğlum,ne bir kızım
Ve bu sevda,şu hayata,
Tek mührümüz olsun bizim
Tek imzamız olsun bizim…

SEN UYURKEN DESTANLARA SIĞINDIM

-Bayraksız Yurtların Çocuklarına…-

Aybala ’m, gözleri çakır Aybala ’m
Derdimi kimseye diyememişem
Bir yol göster balam, kurbanın olam
Bu kahpe düzene uyamamışam

Aybala’m, ilk ışık suya vurmadan
Sırrımı vereyim, kimse görmeden
Tek bayrak altında kavga vermeden
Kendimi adamdan sayamamışam

Sen bilmedin nice çağlar bizimdi
Ovalar, denizler, dağlar bizimdi
Gel gör ki Hazar’ın suyunda şimdi
Mendilimi bile yuyamamışam

Şu başsız milletin, bayraksız yurdun
Yazık ki en sefil gününü gördün
Neyleyim ki, ben de, değil namerdin
Merdin ekmeğini yiyememişem

Aybala’m her gece kimse sezmeden
Adsız mezarları tek tek gezmeden
Sonra baş ucuna gelip sızmadan
Başımı yastığa koyamamışam

Aybala’m kaç gece seni düşümde
Ağlıyor görmüşüm, başın döşümde
Sarılıp ağlamak istemişim de
Uykunu bölmeye kıyamamışam

Giden gitti, bir biz kaldık burada
Dert ve ölüm üzre iki arada
Söz vermişiz, bilmem nasıl, nerede?
İşte ben o sözden cayamamışam

Bu hasret eskiyi sorduğumdan mı?
Bir devri namluya sürdüğümden mi?
Soylu günlerini gördüğümden mi?
Bu soysuz dünyaya doyamamışam?

Aybala’m ömrüme kıydım ömrümde
Kara günlerimi saydım ömrümde
Olmadık sözleri duydum ömrümde
Bir Kağan buyruğu duyamamışam

Kelile ve Dimne

Günlerin birinde iki arkadaş yaşarmış.Bu arkadaşların biri çok dürüst,çok aklıllı ve de çok çalışkanmış.Diğer arkadaşı ise yalancı,tembel ve çok kurnaz biriymiş.Dürüst olanın ismi Kelile,diğerinin ismi se Dimne’ymiş.
Bir gün bu iki arkadaşın yaşadığı ülkenin padişahı,ülkede hiç vezir bulamamış.Dimne ile Kelile arasında bir seçim yapacakmış.O da Dimne’yi seçmiş.Çünkü o çok kurnaz biriymiş.Ülkenin kralı onu vezir yapmış.Ona çok güveniyormuş
Günün birinde kral odada yalnı başına otururken,bir ses gelmiş.Çok derin bir sesmiş.Bu sesin kaynağını öğrenmek için araştırmalar yapmış.Ama hiçkimseye de söyliyemiyormuş derdini.Çünkü koskoca bir kral,bir sesten korkarmıymış hiç!Her nese.Dimne,kralın birşeylerden korktuğunu biliyormuş.
Bir gün,Dimne yine kraln yanındayken yine o ses gelmiş.Ses bir inek sesiymiş.Ama kral bunu çözememiş.Kral korkuyla orada dururken Dimne neden korktuğunu anlamış.Sesin kaynağına doğru yol almış.İşte o zaman kral sesin bir inekten geldiğini sezinlemiş.(Nihayet!)Kral,bu ineği çok severmiş.Her gün onunla oynamaya başlamış.Dimne bu olayı kıskanmaya başlamış.Ve bir iftşra uydurmuş.Krala şöyle demiş”Sayın kralım,bu inek sizin tahtınıza göz koyuyor.Bunun böyle sürüp gitmesine göz yumamazsınız sanıyorum”demiş.Kral da düşünmeye başlamış.
O düşüne dursun,Dimne,ineğin yanına gidip şöyle demiş”Bak inek kardeş,ben kralın yanından geliyorum.Kral ykında seni kesip kendine yemek olarak pişirecek.Sen buradan kaçamazsn da.Benden söylemesi.”demiş.Ama inek bunu pek kafasına takmamış kral kadar.Fakat içinde hâlâ İiçinde bir şüphe varmış doğrusu.
Yine günlerden bir gün kral onun yanına gitmiş.Bunu gören inek,hemen ona saldırmaya başlamış.Kral bunu görünce Dimne’nin sözlerini doğrulamaya başlamış.Hemen ineği öldütmüş.

***
Aradan 2 yıl geçmiş.(Aradan uzun bir süre geçmiş diyordu.Fakat ben 2 yıl dedim)Kral yaptığıdan pişmanmış.Ama bir şey de yapamamış Dimne’ye.Çünkü onu suçsuz olarak görüyormuş.
Annesi o anda içeri girmiş:
-Bak evladım,demiş.Sen,Dimne’nin suçsuz olduğuna inanmaya devam et.Ama şunu da bil ki,bugün ineğini öldüren,yarın seni öldürür.Eğer canını seviyorsan öldür onu….
Kral bu sözlerden etkilenmiş.Ve Dimne’yi öldürmüş.
***
Kelile ise,bu durumdan etkilenip,hastalanmış.Ve sonunda ÖLMÜŞ…
Bu iki arkadaşın sonu böyle bitmiş.Eğer Dimne bunları söylememiş olsaydı,şu an yaşayabilirdi.Hem de vezir olarak….

BİR AYRILIK ŞİİRİ

https://i0.wp.com/www.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_siir/buyuk/259597.jpg

bu yol nereye gider…
……….

bir ağustos düşerken bozkırın ortasına
toz duman bir şiirde kaybettim yine düşlerimi…
ve sarıydı ayrılığın rengi
henüz biçilmiş buğday tarlalarında
anız yangınıydı gidişinin sancısı…

sen gidiyordun…
bir bıçak gibi saplayıp sol yanıma
ayrılığın acısını
sen gidiyordun…

……

bu yol hiç bir yere gitmez…

FATİH ŞAHİN IŞIK
ŞAHBEYİT

Etiket Bulutu