FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Posts tagged ‘Kara’

BEKLERİM

şimdi ayaz vakti

şimdi şubat…

bir zemheri dolaşır kapımda
üşür şiir
üşür kelimeler
üşür ellerim..

ve ben beklerim…
umarsız bir yara yüreğimde
zamansız bir düşe düşüp

şimdi ayaz vakti
şimdi şubat…

bir sevda dolaşır başımda
tükenir ömür
tükenir lugat
tükenirim…

ve ben beklerim
ömrümü ödünç verip takvimlere
ve kışa yemin olsun
ve kara…

ŞAHBEYİT
FATİH ŞAHİN IŞIK

Reklamlar

Aklım Karakış

 

ben seni yaralarından tanıdım
ecelime son kurşundun deli davalım
n’olur bulutsuzluğuma darılma
dudağında bizi gül
kıyametime adım kala
beni senden alma

aklım kara kış
ellerim seni üşüyor
bugün günlerden soğuk

ben aysız gecelerde
çocukluğuma mektup yazardım
ah çocukluğum kağıt gemilerim
düşlerim dudaklanıyor

sesin kokuma gizli
yıldızları sönük gecelerde
dilime yağmursun

gözlerini uyuyorum her gece
bu kent içimin bahçesi
gemilerim çözülüyor yüreğine
ellerinle okşuyorsun
bilmiyorsun
kendi bakışlı kız
ömrümün kırçıl masalısın
uçurumlar vaadetme bana
yaralısın…
Kahraman Tazeoğlu

Ah Le Yar

Yücel Arzen

Sana Olan Duyguları
Bir Bilebilsen Anlayabilsen
Belki Severdin
İçimdeki Hasretini Bir Duyabilsen
Anlatabilsem
Belki Benimdin

Sana Sevdiğim Diyemem
Yalan Yalan Yalan Yalan
Vallahi Yalan İnan Ki Yalan
Sen Karasevdamsın Benim
Duman Duman Duman Duman
Hasretin Tüter
İçimde Yanan
Ah Le Yar Yar
Yine Başımda Sevdan
Ah Le Yar Yar
Geceler Kara Zindan
Ah Le Yar Yar
Bir Parçacık Canım Kaldı
Onu Da Sen Al

Aklıma Düştü Gözlerin
Bir Bıçak Gibi
Ah Silah Gibi
Cehennem Gibi
Söylenmemiş Türkümdün Sen
Unutmam Seni
Unutamam Ki

30 ŞUBAT

30 şubat’ta mı geleceksin, başım gözüm üstüne, peki gel
Menekşeler yetiştireceğim senin için, bekleyeceğim
Saçlarım taralı, gömleklerim ütülü
Sobaya bir odun daha atacağım, peki gel
Eski fotoğraflara bakarız belki, eski şarkılar dinleriz
“Ah ne çok sevmiştik birbirimizi”
30 şubatta mı geleceksin, peki, gel…

Hani mevsim kışsa, yıldız bulmam zor olacak
Bulutlar geçecek gözlerimden, ihtimal…
Kızıl-kıyamet olsa da her tarafım, üzülme,
Ben kara gözlü bir çocuğum, kendime masallar anlatacağım..
Bir masala tutununca ellerim kanasa da,
Uyuyunca geçecek, biliyorum,
Kendimi dizinde uyutacağım…
Biliyor musun, sen olmayınca ben bir tuhaf oluyorum
30 şubatta mı geleceksin, peki…gel…

Sen kapıdan dönmeyesin diye, evden çıkmam, merak etme
Kar olur, kış olur, üşürsün, neme lazım
Bir çay koyarım sobaya, radyoda incesaz…
Terliklerini çıkartırım dolaptan, odamız hüzzam, odamız hicaz..
Henüz almadığım bir mektup gibi bekleyeceğim seni
Aslında o kadar da kötü değilim, kafana takma sen beni,
Bir rüya gibi değil mi, gözlerimi açacağım, bitecek
Seni rüyaların en sonuna saklayacağım..
Neyse…uzun etmeyim
Gelmeyeceğim diyeceğinden korkmuştum asıl
30 şubatta mı geleceksin..peki..gel

BİR KAVGA…

Bir kavga farz oldu,kazâsı yok,yok!
Bir kavga,kirlenen yüzümüz için
Artık masallara aç karnımız tok
Bir kavga,başımız,gözümüz için…

Bu kavga ne ilktir,ne sonuncusu
Bu kavga ülkemin şafak öncüsü
Bu sancı soylu bir kavga sancısı
Bayrağımız,kefen bezimiz için…

İşgal var yurdumun her bucağında,
Neden ses yok,evinde,ocağında?
Ahlâksızca,Batı’nin kucağında,
Büyüyen oğlumuz,kızımız için…

Onursuz bir hayat seçen kahrolsun!
Bu kavgadan korkan,kaçan kahrolsun!
Beyaz bayrakları açan kahrolsun!
Kör bahtımız,kara yazımız için…

Biz bu yurdu bırakmayız ellere
Dökülürüz meydanlara,yollara
Bir kavga yeniden düşer dillere
Şehitlere namus sözümüz için…

TÜRK’ TEN TANRIYA ELÇİ

“ELÇİBEY’E”

Yüce Tanrı,Türk’ü artık arada koymayacak
Bir fark vermiş ve bu farkı geçmişe saymayacak
İki başlı söz olacak,hiçbir baş caymayacak
Yollayan bey,gidilen bey,ve de giden elçi bey
Türklük için Tanrımıza elçi gitti Elçibey
Bey,milletin baki kalsın
Yolun,bahtın açık olsun
Ardınsıra gelen erler,
Beyler,seni beyce bulsun

Dediler ki,bir göç oldu,dağlarca sustum durdum
Bir çift kızıl karanfili bağrıma bastım durdum
Kuş kaçırmaz kementleri boynuma astım,durdum
Ağ yeleli bir at ile göğe çattı Elçibey
Türkler için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Beyim gider,kırk atlıdır
Atlar altın kanatlıdır
Heybesinde gözyaşı var
Beyimin yükü kutludur

Dedim beyim,aman beyim,yüreği koca beyim
Başı dağlar gibi kırçıl,dağlardan yüce beyim
Dün,aşikar;yarın,mechul;ya bu hal nice beyim?
Bir tek Tanrı bilir dedi,yolu tuttu Elçibey
Türkler için Tanrı’mıza elçi gitti Elçibey
Beyim dağlardan geçecek
Kutlu sulardan içecek
Açlar ekmek dilenende
Kandan bir sofra açacak

O,Tanrı’ya balaların derdini anlatacak
Kırkbir parçaya bölünen yurdunu anlatacak
Şu dünyanın namerdini,merdini anlatacak
Ölümlerle ölmeyecek bir yiğitti Elçibey
Türklük için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Bir ak uçmak,kara haber
Kırk Bakü’yü altüst eder
Yas mı tutsam,toy mu etsem
Bey,Tanrı’ya elçi gider

Kapkaranlık bir gecede üç parça ay doğanda
Göğün bütün yıldızları yeryüzüne ağanda
Bütün acun darlanarak bir yüreğe sığanda
Bir susuşla obalara veda etti Elçibey
Türklük için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Beyimin başında börkü
Dilinde Türkçe bir türkü
Erkeklerin ürkeklerden
Veda vakti çıkar farkı

Bir millet ki,sevenini nazdan bıktırır oldu
Bir millet ki,sevenini yere baktırır oldu
Ve bir millet,aşığını dara çektirir oldu
Sevdiğini ne terketti,ne unuttu Elçibey
Türkler için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Beyimin hançeri gümüş
Ne kın görmüş,ne gün görmüş
Şimdi hançeri belinde
Namluya ömrünü sürmüş

Şehit yurdu,benim yurdum,ben de Karabağlı’yam
Kaderini kanla yazan bir milletin oğluyam
Lakin,neçe şehit verem,neçe kara bağlıyam?
Bir fermana ömrü üzre imza attı Elçibey
Türklük için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Bu vedayı kanla yazın
Telini kırın kopuzun
Karabağ’dan gül derleyin
Beyimin yolu çok uzun

Sual ettim,beyim dedim,kavaktan da yay olur mu?
Bu devran ne yaman devran,çingeneden bey olur mu?
Bu devrana uyanların,soyu asil soy olur mu?
Ne,devir bu devir dedi,ne sabretti Elçibey
Türklük için Tanrımıza elçi gitti Elçibey
Atının nalları çelik
Yeleleri belik-belik
Yorulanda,yağmur yağar
Göğün kırkbir yeri delik

Bu ateş de yüzbin çerağ yakmazsa yazık bize
Bir el burca tek bayrağı çekmezse yazık bize
Bu milletten bir tek Hakan çıkmazsa yazık bize
Türk’ün ömrü bir gün değil,doğdu,battı Elçibey
Türkler için gök Tanrı’ya elçi gitti Elçibey
Beyim,halımızı söyle
İki yolumuzu söyle
Bir el atsak,bin umutla
Düşen dalımızı söyle
Şu bozulan töremizi
Ve de ilimizi söyle
Yatak odamıza giren
Dünkü kulumuzu söyle
Yirmisinde saçlarını
Yolan dulumuzu söyle
Örselenmiş kanadımız
Kırık kolumuzu söyle
Bir çözülmez zincir ile
Bağlı dilimizi söyle

BİR TÜRK’ ÜN HAL BEYANI

Bir bıçak değmiş gibi,bölünmüş düşlerimiz,
Gayrı iflah olmayız…
Sen bir yerde,ben bir darda
Eski bir vatan kadar uzağız işte,
Destanlar kadar yakın
Uzat ellerini canım,
Yarama dokun…

Bir yara ki,tenhalarda,
Ancak bana yakışır
Kimse bilmez,suskun bir gül,ölümcül
İşte,yaralarımla,
Asi bakışlarımla,
Bu en yalnız an’ımla,
Saçlarımda kanımla,
Bir Göktürk obasından çıkıp gelmişim,
Seni bulmuşum,amaan aman!…

Belki böyle sevmemeli bir insan,
Sevmemeli bu zamanda,böyle ölümüne,erkekçesine
Bir kartal olmamalı ömrün doruklarında,
Böyle kanadı kırık,zemheride çırılçıplak…
Gel de bu vahşi yanını,
Bu en asil yanını,
Kolaysa bırak canım,
Kolaysa bırak…

Anam,topraklı elleriyle okşarmış saçlarımı
Öyle sert,öyle bozkır yalnızlığıyla
Hiç deniz görmemiş kara gününde
Anam,bir dağ köyünde şimdi
Tesbihiyle hasret çeker,gün çeker
Bir oğul yoksa başucunda,oy canım,
Analar derdini kimlere döker…

Ve bir kış gecesinde terkettim anamı
Herşeyimi terkettim,afyonlu bir millet için
Allah şahidim ki,hiç yalan söylemedim,
Namus dedim,şeref dedim,hak dedim
Ve desem ki,ey milletim,
“Can verdim,kardeş verdim,
Onbir yıl zindanda yattım,
Neden ellerin yakamda,
Hata mı ettim ulan,
Hata mı ettim?!…

İşte böyle zaman zaman,
Kınıyor olsa da dört bir yandan dost-düşman,
Sevdiğine kızıyor işte insan
Bilseler,bu ateşten gömlek olmayaydı,
Ölmek kolaydı canım,
Ölmek kolaydı…

Oy canım,yorgun yanım
Derdim binbir olanda,
Bağrıma kan dolanda,
Bir türkü asılır dudaklarıma:
Şu urganlar yağlı mıdır?
Urgan boyna bağlı mıdır?
Vallah dayanmaz urganlar
Oğlan,Oğuz oğlu mudur?…

Tek tabanca daldım işte hayata
Tek tabanca,kavgaya
Merhaba umut,merhaba aşk
Kurşun-kurşun,çiçek çiçek merhaba
Ve köle artığı beğler,
Ve bozkırın suskun çocukları,
Ve ikiyüzlü dünya,merhaba
Şu kanayan yaraya bak,
Şu buğulu bakışa..
Herşeye rağmen umuda,sapına kadar umuda…
İşte,yemin olsun kitaba
Yemin olsun töreye
Bu bir doğruluş,canım,
Duyur yedi yöreye!…

Etiket Bulutu