FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Posts tagged ‘Herkes’

BU ŞEHİR…

Islak sokaklar mevsimindeyiz artık…
Bu kalabalık şehre hüzün yağar bu zamanlar…
Yalnızlık yağar caddelerine…
Darmadağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar…
Kahveleri bile dert yüklenir…
Çayları daha bir demli…
Unutulan sevgililer hatırlanır veya sevgililer unutulmaya çalışılır…

Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir bu şehrin…
Her adımın yalnızlığa uzanır….
Yine de hızlı adımlar atılır, koşulur bu sokaklarda…
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak,
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır…

Kendisi koca bir yalanken gerçeği arar bu şehir…
Sokakları gibi evleri de acı doludur, gözyaşları taşar pencerelerinden…
Geceleri gerçeklerini saklar da, her gün başka bir maske takar insanları…
Hayatları vardır anlatıkları, bir de tek başına kalınca yaşadıkları…

Aşkları bir damla gözyaşında boğulur bu şehrin…
Onun için geceleri yeni hayatlar yazılır kimsenin bilmediği zamanlara…
Onun için kimse üzülmez gidenlere, ve acır geride kalanlara…
Herken kendi türküsünü söyler bu şehirde, sadece kendi acısına ağlar…
Herkesin tiyatrosudur bu şehir, herkesin en yalandan sahnesi…
Ve onun için bulunmayı bekler bu şehrin denizlerinde incilerin en sahtesi…

Yine de yalan olduğunu bile bile hergün aynı oyunu oynar bu şehrin insanları…
Herkes kendi hikayesini en acıklı sansan da, her geceyi pembeye boyar gündüzün yalanları

Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir bu şehrin…
Her yudumun yalnızlığa uzanır….
Yine de hızlı adımlar atılır, koşulur yalnızlığa…
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünde bir maskeyle,
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır

++++++

Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sessizce öldüm…
Gözlerimi kapattım yine dün gece…
Uyumadan düşümde seni gördüm

Sensiz olan bu şehir
İstemem aşksız olsun
Sensiz olan bu aşk…
İstemem bensiz olsun…

ABDULLAH ÖZDOĞAN

Seni Seviyorum

Seni Seviyorum


Herkes, ilk kendi yaşıyor sanmasa,
sevdalar da tükenirdi, masalları da…
“Sonsuza kadar sürdüğü bilinsin” diye midir nedir,
Bittiği anlar ve ihanetler yazılmıyor kitaplara.
Zümrüt-ü Anka kuşu da yalan aslında,
Kendini külünden yarattığı da…
Ferhat’ın Şirin, Aslı’nın Kerem için öldüğünü
Kim gördü Allah aşkına?
“Sonsuza kadar sürsün” diyorsan “Bu sevda,”
O zaman sevgili
O zaman vuslat yaşanmaya
Sana yazacak bir sen bırak bana
Öfkelerin orada kalsın
Kaçamaklar hanesinde değil ismin
Anlasana
Ömrümün tam ortasına
Kocaman harflerle yazmışım:
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
“Herkese söylediğini bana söyleme” diyorsun ,
Ama ne varsa sevdaya dair,
Bizden önce söylenmiş biliyorsun…
Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak…
Hadi uzatma da uzat ellerini,
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum

Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU – Ertelenen Sevdalar – Seni Seviyorum – indir | Alternatif

http://www.siirfm.com/wp-content/plugins/nazdrave-mp3/mp3player.swf

Emre ÖZDEMİR – Seni Seviyorum – Tayfun TALİPOĞLU – indir | Alternatif

 

SEMİHA BİLMESİN

Kimseler bilmesin bu şehrin yandığını
Ellerimde beş parmak kül
Bakışlarım bir çift kızıl gül
Kimse anlamaz beni
Alt tarafı bir çocukluk gülüşü,
Yamalı, yarım…
Alt tarafı bir nevruz çiçeği,
İki günlük fırtına…
Ve bu hesaplı hayat ağır geliyor bana
Kimselere söyleme
Semiha bilmesin
Kendimi yaktığımı

Ben eksik bir akşamdaydım, bilmiyordum
Denizler alçalmıştı, açelyalar çekilmişti
Başka bir baharda unutmuştum,
Neydi şiir gibi yaşamak,
Yağmura tutulmak,
Ölümüne sevmek,
Ölümüne unutulmak…
Oysa gerçek gibi bir hayatım var artık
Bir bakışın dokunsa, hayatım darmadağın…
Bu örtülmüş yanımı,
Kimselere söyleme
Semiha bilmesin.
Semiha bilmesin,
Senden çok korktuğumu…

Bir oyun bu, biliyorum
En zamansız yerde açılır perde,
En anlamsız vedalarla kapanır
Biz hem oyuncuyuz, hem de seyirci
Onun için alkışlar saklanmalı
Son sahne son nefestir, herkes alkışlanmalı…
Ama senin bakışların sen
Benim bakışlarım ben
Kimselere söyleme
Semiha bilmesin,
Semiha bilmesin
Bu oyundan bıktığımı…

Ben bir türkü duysam, ta burçlara çıkarım
Bir iğde çiçeğine gençliğimi yakarım
Dolu dizgin bir şiire yürürsem,
Hiç hesapsız, köprüleri yakarım
Sevsem, kimse katlanmaz bana
Kimse kaldıramaz bakışlarımı
Benim bir belâya yürüdüğümü
Kimselere söyleme
Semiha bilmesin.
Semiha bilmesin
Seni çok sevdiğimi…

MEMEDALİ’ NİN TÜRKÜSÜ

Beydağı’nın başı karlı
Başım dağlardan efkârlı
Mahpusa düştüm düşeli
Dert çekerim türlü türlü

Asın bu türküleri gardaş
mısra mısra asın.
Ya da beni,lime lime,
yalnız urganlar ağlasın…

Ben köy çocuğuyum gardaş
Anam bilmez gerçi köylü olduğunu
Ben bilirim, herkes bilir, o bilmez
Anam, yokluğunu saklamıştır yazmasının altına
Bir oğul yollamıştır yirmisinde mahpusa
kara bakışlı fidan gibi, cevval
Kim bilir, kaç kez turnalar gelmiştir de anamın düşlerine,
Bilir (mi) ki, Memedali gelmez?…

Malatya’da anam ağlar
Feryadını tutar dağlar
Zencir olsa koparırdım
Beni kara bahtım bağlar

Anlamadılar bizi gardaş
Yoksul, babasız köy çocuklarının
yani yitik çocukların
Her gece düşünde bir kırmızı şeker,
bir külah dondurma gördüğünü
yada bir bisiklet, telli duvaklı…
Bilmediler, anamın ağrıları olduğunu
Ve benim kaç gece yorganı başıma çekip,
sabahlara kadar çaresiz ağladığımı
Velhasıl bilmediler
çocuklar şeker alsınlar diye,
ekmeksiz, babamsız,
ve ağrılar içindeki
anamı bile terk ettiğimi…

Malatya’ya güneş doğar
Yüreğime karlar yağar
Ana, gardaş, köy hasreti
Bir yüreğe nasıl sığar

Beni, kendi kurşunumla vurdular gardaş
öyküm paramparça
Beni, çok yüzlü şahitlere sordular
Biliyorum, kendi tasvirini yapamaz
talan olmuş ömürler,
dağılan ordular…
İşte, deli adamların kaderidir bu,
Deli adamların deliliğidir
hep tenhalarda kalırlar
Ve, bir ömür satıp yok pahasına
bir efsane alırlar…
Bu delilik kimin harcıydı gardaş
Ben ömrümü bedel koydum
şikayetim yok
Lakin, bu borç kimin borcuydu gardaş?!..

Etiket Bulutu