FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Posts tagged ‘Bunu’

Herşey Sende Gizli

herşey sende gizli


 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN…

Can YÜCEL

Bedirhan GÖKÇE – Herşey Sende Gizli – Can YÜCEL – indir | Alternatif

http://www.siirfm.com/wp-content/plugins/nazdrave-mp3/mp3player.swf

İkbal GÜRPINAR – Herşey Sende Gizli – Can YÜCEL – indir | Alternatif

http://www.siirfm.com/wp-content/plugins/nazdrave-mp3/mp3player.swf

Selçuk YÖNTEM – Herşey Sende Gizli – Can YÜCEL – indir | Alternatif

http://www.siirfm.com/wp-content/plugins/nazdrave-mp3/mp3player.swf

Murat KAZANASMAZ – Herşey Sende Gizli – Can YÜCEL – indir | Alternatif

 

Reklamlar

Şimdi Gidiyorsun

şimdi gidiyorsun
git
oysa senden tek bir damla istemiştim
sana kocaman bir deniz sunmak için
şimdi gidiyorsun
git

ne zaman başladı bu hikaye
anımsamak zor
gençtim
hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım
komazdı öyle üç-beş nöbetleri
geceler içimi acıtmazdı böyle

bir insan bu kadar eksilebilir mi

hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adamvardı
bu şehrin biryerlerinde
düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin
o adam bendim unuttun mu
bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
seni unutamadı

işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmedim yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunu da bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin
bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git
bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
bütün ışıklarımı söndürüyorsun

bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
yazıklar olsun yazıklar olsun
susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor
hani sen sevdiğini
yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin
düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin

uzun lafın kısası yoktur
anlatacağım çok şey var
hoyrat bir rüzgar gibi geldin
aklımı hayatımı dağıttın
şimdi gidiyorsun
git

daha ayrılığa bile çarpmadan
aşk bize döndü
bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
ama sana dokunmak da yasak bana
göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
sen var ya sen
allah kahretsin

yani şimdi
gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
yani şimdi başkaları mı sevecek seni
ben saçlarını okşadığım zaman
ellerin öksüz kalırdı
şimdi gidiyorsun git
Kahraman Tazeoğlu

BEN GÖÇÜYORUM DİLARA

BEN GÖÇÜYORUM DİLARA
Bu deniz deli,bu sandal kırık
Ve ellerim kan-ter içinde artık
Bütün ışıklara sırtımı döndüm,
Bütün ışıklardan kaçtım
Ben bir garip adamım Dilara,
Kör-kütük karanlıklara aşık…

Beni,üç odalı bir mahzene koymuşlar,
Kapılar kapatıyorum,kapılar açıyorum
Aşka susadığımda-bir ömür boyu-
Tenhalarda yıllanmış kanımı içiyorum
Bunu,ben seçiyorum!
Kimse bilmiyor Dilara,
Kapılar kilitli,
Ben göçüyorum,
Ben göçüyorum…

Ben,bu şehre bulutlarla girdim
Geceydi,siyahtı,kanım yağmıyordu,böyle değildi
İşte,beni terkettiler,atımı ürküttüler
Gümüş tepsilerde şiirler getirdiler
Cebim yoktu Dilara,param yoktu
Beni bitirdiler,
Beni bitirdiler…

Gelecek,biliyorum
At değil,bulut değil,kuş değil,
Biliyorum,beyaz değil
Bir şey gelecek
Bir şey gelecek,ben gideceğim
Kimse ağlamayacak Dilara,
Hiçkimse gülmeyecek
Bir boşluk,varlıksız,varlıksız ve kıyassız.
Ben,bütün şairlere dokundum,geçtim
Bütün şairlere,prenslere,bütün kurbağalara
Bütün kahramanları ben öldürdüm Dilara,
Ben öldürdüm sandılar.
Ben gideceğim,şairler doğacak,
Değnekler kırılacak
Bir şiirin en kanatlı yerinde,
Bir şey gelecek
Ya da bir şey gelmeyecek,
Ben gideceğim…

Say ki,bir uzun yol treni olsun zaman
Rastgele inilmiş bir bozkır istasyonu..
Bir yanlış adres olsun,bir yanlış adres,ömrüm
Öyle yalnız,yabancı ve gölgesiz.
Trenler geçer ya,geçmez değil,
Bağrımdan geçer trenler,
Biletim geçmez…
Beni,baştan aldattılar Dilara,
Beni unuttular,
Beni unuttular…

DERVİŞ VE MİSAFİRİ

Evinde ömrünü ibadetle geçiren bir derviş varmış.Günün birinde bu dervişe bir misafir gelmiş.Derviş de misafiriyle birlikte hurma yemiş.Misafir hurmayı beğenerek demiş ki; “Bu ne tatlı hurma, bizim memleketin toprağı bu çeşit hurmayı yetiştirmeye uygun değildir.Üstelik sizin memleketinizin meyvesi bol olduğundan bu hurmaya ihtiyacınız yoktur.Dolayısıyla bu zahmetten vazgeçmeniz daha doğrudur.Zahmetiniz de zaten boşa gidecektir.Bilirsiniz ki olmayacak bir işin peşinde koşmaktansa olacak bir işin peşinde koşmak gerekir.

Meğer bu derviş İbranice konuşuyormuş ve misafir onun bu tatlı konuşmasından etkilenmiş ve hoşlanmış.O da bu dili derviş gibi konuşmak için günlerce uğraşmış.
Derviş onun bu haline bakarak;
“Yahu demiş, senin kendi ana dilini bırakarak İbraniceyi öğrenmeye heves etmen karganın macerasına benziyor.”
Misafir sormuş:
“O da ne demek?”
Derviş de cevap vermiş:
Derler ki: Karganın biri serçenin yürüyüşüne bakmış ve onun sekerek yürüyüşünü beğenerek onu taklide özemiş.Fakat ne kadar uğraşmışsa da o yürüyüşe alışamamış ve vazgeçerek eskisi gibi yürümek istemiş.Fakat bunu da becerememiş ve kuşların en kötü yürüyeni olmuş.
Sende kendi bildiğin dilini bırakarak İbranice konuşmaya uğraşıyorsun,fakat dilin İbraniceye yatkın değil.Korkarım ki İbraniceyi öğreneyim derken kendi dilini de şaşıracaksın ve zamanla herkes seni ayıplayacak.

Kelile ve Dimne

Günlerin birinde iki arkadaş yaşarmış.Bu arkadaşların biri çok dürüst,çok aklıllı ve de çok çalışkanmış.Diğer arkadaşı ise yalancı,tembel ve çok kurnaz biriymiş.Dürüst olanın ismi Kelile,diğerinin ismi se Dimne’ymiş.
Bir gün bu iki arkadaşın yaşadığı ülkenin padişahı,ülkede hiç vezir bulamamış.Dimne ile Kelile arasında bir seçim yapacakmış.O da Dimne’yi seçmiş.Çünkü o çok kurnaz biriymiş.Ülkenin kralı onu vezir yapmış.Ona çok güveniyormuş
Günün birinde kral odada yalnı başına otururken,bir ses gelmiş.Çok derin bir sesmiş.Bu sesin kaynağını öğrenmek için araştırmalar yapmış.Ama hiçkimseye de söyliyemiyormuş derdini.Çünkü koskoca bir kral,bir sesten korkarmıymış hiç!Her nese.Dimne,kralın birşeylerden korktuğunu biliyormuş.
Bir gün,Dimne yine kraln yanındayken yine o ses gelmiş.Ses bir inek sesiymiş.Ama kral bunu çözememiş.Kral korkuyla orada dururken Dimne neden korktuğunu anlamış.Sesin kaynağına doğru yol almış.İşte o zaman kral sesin bir inekten geldiğini sezinlemiş.(Nihayet!)Kral,bu ineği çok severmiş.Her gün onunla oynamaya başlamış.Dimne bu olayı kıskanmaya başlamış.Ve bir iftşra uydurmuş.Krala şöyle demiş”Sayın kralım,bu inek sizin tahtınıza göz koyuyor.Bunun böyle sürüp gitmesine göz yumamazsınız sanıyorum”demiş.Kral da düşünmeye başlamış.
O düşüne dursun,Dimne,ineğin yanına gidip şöyle demiş”Bak inek kardeş,ben kralın yanından geliyorum.Kral ykında seni kesip kendine yemek olarak pişirecek.Sen buradan kaçamazsn da.Benden söylemesi.”demiş.Ama inek bunu pek kafasına takmamış kral kadar.Fakat içinde hâlâ İiçinde bir şüphe varmış doğrusu.
Yine günlerden bir gün kral onun yanına gitmiş.Bunu gören inek,hemen ona saldırmaya başlamış.Kral bunu görünce Dimne’nin sözlerini doğrulamaya başlamış.Hemen ineği öldütmüş.

***
Aradan 2 yıl geçmiş.(Aradan uzun bir süre geçmiş diyordu.Fakat ben 2 yıl dedim)Kral yaptığıdan pişmanmış.Ama bir şey de yapamamış Dimne’ye.Çünkü onu suçsuz olarak görüyormuş.
Annesi o anda içeri girmiş:
-Bak evladım,demiş.Sen,Dimne’nin suçsuz olduğuna inanmaya devam et.Ama şunu da bil ki,bugün ineğini öldüren,yarın seni öldürür.Eğer canını seviyorsan öldür onu….
Kral bu sözlerden etkilenmiş.Ve Dimne’yi öldürmüş.
***
Kelile ise,bu durumdan etkilenip,hastalanmış.Ve sonunda ÖLMÜŞ…
Bu iki arkadaşın sonu böyle bitmiş.Eğer Dimne bunları söylememiş olsaydı,şu an yaşayabilirdi.Hem de vezir olarak….

Etiket Bulutu