FATİH ŞAHİN'LE PERİLİ ŞİİRLER

Posts tagged ‘Belki’

Kolay olmayacak elbet üzüleceğim

 

Kolay olmayacak elbet üzüleceğim
Mutlaka bir iz bırakacak
Belki de çocuk gibi sana küseceğim
Seneler sonra utanarak ..
Dokunup birer birer sevdiğin eşyalara
Hatta belki ağlayacagım ..
Acı çektiğim doğru
Ama sen bana bakma
Ne olursa olsun Seni unutacağım

Kolay Olmayacak

Resimleri yırtmak kadar kolay olsaydı unutmak !..

Fon – Kolay Olmayacak | Alternatif

http://www.siirfm.com/wp-content/plugins/nazdrave-mp3/mp3player.swf


BEN SANA MECBURUM

http://www.dailymotion.com/swf/video/xgp706?width=&theme=none&foreground=%23F7FFFD&highlight=%23FFC300&background=%23171D1B&start=&animatedTitle=&iframe=0&additionalInfos=0&autoPlay=0&hideInfos=0

BEN SANA MECBURUM – FATİH ŞAHİN IŞIK


Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adini mih gibi aklimda tutuyorum
buyudukce buyuyor gozlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle isitiyorum

agaclar sonbahara hazirlaniyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlikta bulutlar parcalaniyor
sokak lambalari birden yaniyor
kaldirimlarda yagmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamustu ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
kimi zaman ellerini kirar tutkusu
birkac hayat cikarir yasamasindan
hangi kapiyi calsa kimi zaman
arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu

Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor
eski zamanlardan bir cuma caliyor
durup kose basinda deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalaniyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki Haziran`da mavi benekli cocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb siziyor issiz gozlerinden
belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun
butun islanmissin tuylerin urperiyor
belki korsun kirilmissin telas icindesin
kotu ruzgar saclarini goturuyor

ne vakit bir yasamak dusunsem
bu kurtlar sofrasinda belki zor
ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yasamak dusunsem
sus deyip adinla basliyorum
icimsira kimildiyor gizli denizlerin
hayir baska turlu olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

YASEMEN

Yaralı akşamlardan çıkıp gelmiştim
Ben bütün akşamlardan çıkıp gelmiştim
Belki seni böyle bulmamalıydım
Öyle kalmalıydı belki akşamlar
Yitik bir masal gibi,
Seni gözlerimde bulmamalıydım
Sonra ellerini tanıyordum, incecik
Sonra, kırılgan gözlerini
Susup, yüreğime süzüyordun
Yüreğim diyorum,
Yüreğim, YASEMEN
Ben hep kordan güllere tutunurdum, pür telaş
Ben hep tutunurdum avuçlarımda ateş
Yağmur hiç böyle yağmazdı ellerime
Ellerim diyorum,
Ellerim, YASEMEN
Bir bulut düşüyordu düşlerin ortasına
Ben, tepeden tırnağa ıslanıyordum
Hiç böyle görmemiştim aşkın iki yüzünü
Seni korkularla sevmek,
Seni hesapsızca sevmek,
Her şeye rağmen, işte seni sevmekti,
öncesi ve sonrası…
Şimdi bir bulut var yüreğimde gezinen
Şimdi yıldız yıldız gökyüzü yanıyor
Gökyüzü diyorum,
Gökyüzü,YASEMEN
İşte böyle kimsesiz her ânımda
Yani her ânımda,
Bir şiir sarıyor üşüyen düşlerimi
Oysa ben seni hiç tanımıyorum,
Ömrünün şiirine hiç dokunmadım
Sebebim, hayatın ortasında
eğreti duruşundu
Ve ben bir kumar oynadım, ikimiz adına
Birimiz kaybettik
Mutlaka kaybettik…
Şimdi, şu dalgalar çarpmıyor mu bağrıma,
Bir yerlerde senin adın kanıyor
Kanıyor diyorum,
Kanıyor, YASEMEN
Ürkek bakışlarım avuçlarında işte
Türkü dolu kalbim bakışlarında
Seni bile bile seviyorum, bilesin
Seni, bile bile kaybediyorum
Bilir misin, ömrümün sonrası nedir?
Sonrası diyorum,
Sonrası, YASEMEN
Bir gün rüzgârınla çekip gideceksin
Gideceksin, bilmiyorum
Vazgeçilebilir dostlar bırakacaksın bu şehirde
Beni terk ettiğini bilmeyeceksin
Sonra, gözlerimde tutuşacaksın
Gözlerim diyorum,
Gözlerim YASEMEN

30 ŞUBAT

30 şubat’ta mı geleceksin, başım gözüm üstüne, peki gel
Menekşeler yetiştireceğim senin için, bekleyeceğim
Saçlarım taralı, gömleklerim ütülü
Sobaya bir odun daha atacağım, peki gel
Eski fotoğraflara bakarız belki, eski şarkılar dinleriz
“Ah ne çok sevmiştik birbirimizi”
30 şubatta mı geleceksin, peki, gel…

Hani mevsim kışsa, yıldız bulmam zor olacak
Bulutlar geçecek gözlerimden, ihtimal…
Kızıl-kıyamet olsa da her tarafım, üzülme,
Ben kara gözlü bir çocuğum, kendime masallar anlatacağım..
Bir masala tutununca ellerim kanasa da,
Uyuyunca geçecek, biliyorum,
Kendimi dizinde uyutacağım…
Biliyor musun, sen olmayınca ben bir tuhaf oluyorum
30 şubatta mı geleceksin, peki…gel…

Sen kapıdan dönmeyesin diye, evden çıkmam, merak etme
Kar olur, kış olur, üşürsün, neme lazım
Bir çay koyarım sobaya, radyoda incesaz…
Terliklerini çıkartırım dolaptan, odamız hüzzam, odamız hicaz..
Henüz almadığım bir mektup gibi bekleyeceğim seni
Aslında o kadar da kötü değilim, kafana takma sen beni,
Bir rüya gibi değil mi, gözlerimi açacağım, bitecek
Seni rüyaların en sonuna saklayacağım..
Neyse…uzun etmeyim
Gelmeyeceğim diyeceğinden korkmuştum asıl
30 şubatta mı geleceksin..peki..gel

TURAN DUASI

– Atsız Ata’ya İthafen-

Seni,acundan yüce tek var saymışım Tanrı’m
Göğe değen başımı,yere eğmişim Tanrı’m
Ve gönlümde yanına çiçek koymuşum Tanrı’m
Bu sevgiyi sen verdin,bu da benim nazımdır
Korkak kullarca değil,erkekçe niyazımdır
Ey Tanrı’m,yüce Tanrı’m
Kat,gücü güce Tanrı’m
Bölük bölük bölündük
Sonumuz nice Tanrı’m

Sensin derdi yaratan,derman olan,yine sen
Sensin Türk’ü yaratan,ayrı kılan,yine sen
Yüce dağlar birleşir,eğer ki sen “ol” desen
Dilersen kes hakkımı,ekmeğimden,suyumdan
Bu birlik,varlık demek,esirgeme soyumdan
Kapına durdum Tanrı’m
Yere diz vurdum Tanrı’m
Çek şu kızıl perdeyi,
Bir olsun yurdum Tanrı’m

Tanrı’m,şerefim için,namusum,dinim için
Şerefsize bilenen şerefli kinim için
“Ben” dedim ya,andolsun,sanma ki benim için
Ahlaksız çarklar için,saklanmaz farklar için
Şu çakal insancıklar,şu Bozkurt Türkler için
Açtım elimi Tanrı’m
Çözdüm dilimi Tanrı’m
Kabul et bu duamı
Arz-ı halimi Tanrı’m

Bir gece,ağlar gibi,kurtlar uludu dağdan
Gözlerime kan değdi,dokuz yaralı tuğdan
Bir türkü,bir de ağıt kopardım eski çağdan
Türküm umudum olsun,ağıdım yaram olsun
Türküsüz ve ağıtsız gün bana haram olsun
Bu acı beter Tanrı’m
Sanmam ki biter Tanrı’m
Belki benden artar da,
Neslime yeter Tanrı’m

Bizi zulme bileyen bu kutlu güç senindir
Haklı ve yiğit kılan şerefli taç senindir
Türk olmaksa suçumuz,bu soylu suç senindir
Sanma ki bu sorgudur,sen Tanrı’sın,ben kulum
Sen sabırda zenginsin,bense işte yoksulum
Dört yanım soru,Tanrı’m
Hepsi en zoru Tanrı’m
Soruların zorundan,
Soyumu koru Tanrı’m

Sen Tanrı değil misin,adını yargılatma
Sana Tanrı deyince,dinimi sorgulatma
Ya adam et bunları,ya beraber yaşatma
Kanı bozuk olanlar,”Türk’üm” diyemesinler
Ve Türk’ün dik başını yere eğemesinler
Gökçek Tanrı’m,gök Tanrı’m
Sevgisi büyük Tanrı’m
İti kurda baş kılma
Bu ne ağır yük Tanrı’m?

Şimdi beni ezenler,demek soyumu bilmez
Bozgunun ardındaki mutlak toyumu bilmez
Demek,beni bilir de,deli huyumu bilmez
Çin’de kırkbir çeriyle ihtilal yapan kimdi?
Peki,o uslanmaz kan hangi bedende şimdi?
Şükür ki,bende,Tanrı’m
“Niçin”i sende,Tanrı’m
Bugünü de kutlu kıl
Gözlerim dünde Tanrı’m

Türkiye benim yurdum,canım kurban bu yurda
Fakat,bir dağ az gelir,mayası hür Bozkurda
Kıralım şu zinciri,artık ferman buyur da
Sınırları bozalım,yeni baştan çizelim
Kendi toprağımızda hesapsızca gezelim
Bir ferman buyur Tanrı’m
Dünyaya duyur Tanrı’m
Türk’ü Türk’e kavuştur,
Var,beni ayır Tanrı’m
Çünkü,o gün her ölen,
Sadece uyur Tanrı’m…

BİR TÜRK’ ÜN HAL BEYANI

Bir bıçak değmiş gibi,bölünmüş düşlerimiz,
Gayrı iflah olmayız…
Sen bir yerde,ben bir darda
Eski bir vatan kadar uzağız işte,
Destanlar kadar yakın
Uzat ellerini canım,
Yarama dokun…

Bir yara ki,tenhalarda,
Ancak bana yakışır
Kimse bilmez,suskun bir gül,ölümcül
İşte,yaralarımla,
Asi bakışlarımla,
Bu en yalnız an’ımla,
Saçlarımda kanımla,
Bir Göktürk obasından çıkıp gelmişim,
Seni bulmuşum,amaan aman!…

Belki böyle sevmemeli bir insan,
Sevmemeli bu zamanda,böyle ölümüne,erkekçesine
Bir kartal olmamalı ömrün doruklarında,
Böyle kanadı kırık,zemheride çırılçıplak…
Gel de bu vahşi yanını,
Bu en asil yanını,
Kolaysa bırak canım,
Kolaysa bırak…

Anam,topraklı elleriyle okşarmış saçlarımı
Öyle sert,öyle bozkır yalnızlığıyla
Hiç deniz görmemiş kara gününde
Anam,bir dağ köyünde şimdi
Tesbihiyle hasret çeker,gün çeker
Bir oğul yoksa başucunda,oy canım,
Analar derdini kimlere döker…

Ve bir kış gecesinde terkettim anamı
Herşeyimi terkettim,afyonlu bir millet için
Allah şahidim ki,hiç yalan söylemedim,
Namus dedim,şeref dedim,hak dedim
Ve desem ki,ey milletim,
“Can verdim,kardeş verdim,
Onbir yıl zindanda yattım,
Neden ellerin yakamda,
Hata mı ettim ulan,
Hata mı ettim?!…

İşte böyle zaman zaman,
Kınıyor olsa da dört bir yandan dost-düşman,
Sevdiğine kızıyor işte insan
Bilseler,bu ateşten gömlek olmayaydı,
Ölmek kolaydı canım,
Ölmek kolaydı…

Oy canım,yorgun yanım
Derdim binbir olanda,
Bağrıma kan dolanda,
Bir türkü asılır dudaklarıma:
Şu urganlar yağlı mıdır?
Urgan boyna bağlı mıdır?
Vallah dayanmaz urganlar
Oğlan,Oğuz oğlu mudur?…

Tek tabanca daldım işte hayata
Tek tabanca,kavgaya
Merhaba umut,merhaba aşk
Kurşun-kurşun,çiçek çiçek merhaba
Ve köle artığı beğler,
Ve bozkırın suskun çocukları,
Ve ikiyüzlü dünya,merhaba
Şu kanayan yaraya bak,
Şu buğulu bakışa..
Herşeye rağmen umuda,sapına kadar umuda…
İşte,yemin olsun kitaba
Yemin olsun töreye
Bu bir doğruluş,canım,
Duyur yedi yöreye!…

BELKİ

belki bir resme saklarızsırrını sevdanın
siyah beyaz resimler de kalmadı artık
çerçevesiz …

belki yarılır orta yerinden gece
biz saklanırız
en tenhasına bu karanlığın
artık o kadar çok yıldızı yok
sen gideli beri bu şehrin

belki bir masala düşeriz
bir varmış bir yokmuş
diye başlamasa da artık
en olmazında bu sevdanın
tutunup bir anka kuşunun kanatlarına
gökten üç elma düşer

belki bir türkü söyleriz
en bozlağından
avaz avaz susarız belki
ya beni de götür ya sen de gitme
bozkırın ortayeri
sensiz zindan…


belki bir kaç takvim eskir
bir kaç yaş daha büyür
pencerede menekşem
olsun..
ben yine de sıkılmam ….

şahbeyit

Etiket Bulutu